Teknokentler ve Kazanımları

Uzunca bir süredir Hacettepe Teknokent kapsamında faaliyet gösteren bir firmada yönetici olarak çalışıyorum. Edindiğim tecrübeler, gözlemlerim, sohbetlerim artık paylaşımı hakediyor.

Teknokent Kapsamına Nasıl Girilir?
Bir Arge projesi tanımlanması ve bu projenin ilgili teknokent yönetiminin akademisyen desteği ile onaylaması gerekir. Her ne kadar resmi koşul bu olsa da, uygulamada Ankara ve İstanbul teknokentlerinde bir de ofis bulma sorunu karşınıza çıkar. Tüm teknokentler nasılsa tüm ofislerini yok satmaktadır. Bunun sebebi ise Teknokent kanunda yazılıma uygulanan (ya da uygulandığı düşünülen) muafiyetten kaynaklanmaktadır. Diğer bir ifade ile teknokentler yazılım firmalarının işgali altındadır.

Vergi Muafiyeti
Teknokentlerin ilgi çekmesinin başlıca sebebi firmalara tanınan vergi muafiyetleridir. Teknokent kanunun ruhu “Arga çalışması yapan bir firma, çalışmalar sonucu elde ettiği değer üzerinden kazancını vergi muaf tutmak” olarak tarif edilebilir. Temelde bir arge projesi olması kaydıyla, bu proje sonucu ortaya çıkan değerin ilk satışından elde edilen gelir vergiden muaf tutulmuş. Ancak “ilk satış” ifadesi daha çok vergi muafiyeti düşüncesi ile farklı yorumlanmış. Benim bu konuda içime sinen yorum, Arge çalışmasının fikri mülkiyet haklarının devredilmesinden elde edilen gelirin vergiden muaf tutulması yönündedir. Ancak işin içine yazılım projeleri girince fikri mülkiyet kavramı da birden çok satışı ifade ediyor olarak algılanmaktadır. İster yazılım projesi olsun, ister başka bir alanda arge projesi olsun, vergi muafiyeti sadece ilk satışı kapsamalıdır.

Esas Kazanım
Bir çok firma teknokentte yer almayı vergi muafiyeti için arzuluyor olsa da, esas kazanım Üniversite ve diğer firmalarla olan ilişkiler olmalıdır. Günümüz ticari faaliyetlerinde yüksek katma değer Arge çalışmaları elde edilebilmektedir. Arge çalışmalarında ise en büyük destek, diğer Arge firmalarından sağlanabilmekte ve az da olsa sahayı bilen akademisyenlerden temin edilebilmektedir.

Uygulamaya ilişkin eleştiriler
Teknokentler maalesef yazılım projesi geliştiren firmalarla dolup taşıyor. Halbuki ülkemizin gerçek anlamda Arge yapan firmalara ihtiyacı var. Zira yazılım projelerine vergi muafiyeti tanınmasa da, sektör yeterince güçlü, yerli girişimci zaten yurt dışı firmalara pek izin vermiyor. Hal böyleyken, neden hala yazılım firmalarından vergi alınmadığını anlamakta zorlanıyorum.

Bazı notlar :

– Arge personeli üniversite mezunu olmalı, ya da tekniker ve teknisyen olmalıdır. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu göre “AR-GE Personeli: AR-GE faaliyetlerinde doğrudan görevli araştırmacı, yazılımcı ve teknisyenleri,” ifade eder. TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ’ne göre ise, AR-GE Personeli: AR-GE faaliyetlerinde çalışan, alanında uzman personel ile nitelikli destek personelini ve AR-GE faaliyetlerinin bilimsel ve teknik yanlarının planlanıp yönetilmesi, izlenip değerlendirilmesi ve desteklenmesi ile uğraşan personeli ifade eder.

– Destek Personeli: AR-GE faaliyetlerine katılan veya bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici, teknik eleman, laborant, sekreter, işçi ve benzeri personeli ifade eder.

– Yazılımcı Personel: Yazılım olarak tanımlanan süreçte çalışıp yazılım geliştiren, üreten, alanında yeterli deneyime veya eğitime sahip nitelikli personeli ifade eder. Buna göre mesleki eğitim sınırlaması getirilmemiştir.

– Proje başvurusu onayı maliye bakanlığına bildirilmelidir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s